BİR ZAMANLAR AKÇAKOCA

1957 yılının Hayat Dergisi’nde Akçakoca’nın turizmle tanışma hikayesi haber olmuş. Haberden bir bölüm:

“Nihayet öyle bir gün geldi ki 4500 nüfuslu Akçakoca 5000’i aşan bir ziyaretçi kalabalığını barındırmak zorunda kaldı. Sekiz sene önce ancak 25 kişinin denize girdiği plajlar renk renk mayolarla süslendi. Akçakocalı onları rahatsız etmemek için denize bile girmedi. Sokaklar çeşit çeşit şortlarla doldu Akçakocalı başını bile çevirip bakmadı. Her ziyaretçiyi bir misafir olarak kabul etti, onu korudu, ona bir ev sahibinin gösterebileceği en büyük misafirperverliği gösterdi ve Akçakoca Türkiye’nin belli başlı bir iç turizm merkezi haline geldi.”          

Haberi süsleyen bir de fotoğraf var: Akçakoca sahillerinde resim yapan bir genç kız. Altında ise şunlar yazıyor:

“İstanbul’da olduğu gibi Akçakoca’da da bir roof bar, Taşlık Gazinosu ve Pavyon vardır. Gençler Saim’in yarım çatılı kahvesinde ses makinesine alınan caz parçaları ile dans ederek çay, gazoz ve limonata içerler. Roof yirmi dörtte kapandığı için Fethi’nin ikiye kadar açık olan taşlık gazinosunda “hani ya cicoz, işte cicoz, al cicozu, ver cicozu” diye kıyamet koparılarak yüzük oyunu oynanır. Uykusu gelmeyenler, ikiden sonra Nurettin’in çarşıdaki Pavyon denen sabahçı kahvesine giderek taze demli nefis çaylarını içerler. Bu eğlenceler dışında bazı sanatkâr genç kızlar da gündüz boş vakitlerini resim yapmakla geçirirler. Akçakoca‘nın sanatkarlara ilham verecek bir çok güzellikleri vardır.

8 Mart 1984’te çıkan Türkiye’de Beldeler Turizm Dergisi’nin Akçakoca sayısında ise Akçakocadaki gemicilik ve balıkçılıkla ilgili şunlar yer almış: “Cumhuriyetten önce ve gerekse Cumhuriyetin ilk yıllarında gelir kaynağı bütünüyle denizciliğe bağlı olan Akçakoca’da balıkçıların sefere çıkmadan önce uğurlanışları sırasında söylenen destan havasındaki dizeler bugün bile dillerde dolaşmaktadır. O yıllarda denizde ölümlerin büyük oranlara varması nedeniyle gerek balık ve gerekse ticaret için sefere çıkmak büyük cesaret isterdi ve halk arasında ‘gemicinin parası pul karısı dul’ denirdi.”

“Tersane bizim yerimiz

Güzel sever her birimiz

Hazreti Nuhtur Pirimiz

 

Bir Gemim vardakosta

Ambarına kurdum posta

Selam olsun eşe, dosta

 

Bir Gemim var salı uzun

Gider yazın gelir güzün

Ağalar var mı bu tayfaya sözün

 

Bir gemim var üç direkli

Sandalı var on kürekli

Tayfası aslan yürekli”

 

Akçakoca Sahilin Sesi Gazetesi’nde yazdığımı duyan eş dost bana arşivlerini açıyor. Sağolsunlar, sayelerinde edindiğim bilgiler; yaşadığım, yaşamayı seçtiğim yeri daha çok tanıyıp sevmemi sağlıyor!

* 23.12.2020 tarihli Akçakoca Sahilin Sesi Gazetesi’nde yayınlanmıştır.

 16 total views,  1 views today

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir