UÇLARDA BİR YAŞAM

UÇLARDA BİR YAŞAM

“Yaşamın bana hep uçlarda yaşama, duyma ve düşünme fırsatları vermiş olmasına, vermesine, vermeye devam
etmesine seviniyorum.” Afet Muhteremoğlu Ilgaz/İtiraflar 15.5.1985 Yazko Edebiyat

Annem uçlarda yaşadığının farkındaydı. Bunun sanatını beslediğini biliyordu. Ya biz?
Biz ne oluyorduk o uçlarda gidip gelirken? Bugün bize her Ocak ayı onun doğumunu ve ölümünü
anmak kaldı.

Kayıtlarda 2 Ocak geçse de, aslında yılbaşı gecesi doğmuştu. Gece yarısını birkaç saat geçe. Nereden
biliyoruz, dedemin doğum sırasında yılbaşı balosunda olmasından! Anneannem bu detayı hep belirtirdi. Doğum bittiğinde gelmiş!

Ölümü ise 16 Ocak. Hayatta istediği her şeye sahip oldu. Güzelliği, parası,

tahsili, şöhreti, saygınlığı vardı. Ama hep şikayetçi yakınan bir hali de vardı. Sanırım bu da sanatı için gerekiyordu.

Yazmak için doğmuştu. Hissettiklerini, gözlemlediklerini hiç unutmaz, biriktirir ve güçlü kalemiyle yazardı da yazardı.
Hafızası da kalemi kadar güçlüydü. “Tutku” annemi anlatan kelimedir. Annesine, bana, babama ve yazmaya tutkuyla bağlıydı. 

Duyduğu tutku onu sandığınız gibi yumuşak başlı yapmaz, bilakis endişeli ve hırçın yapardı.

Kaybetme korkusu vardı. Tutkuyla sevdiği her şeyi. Hem yönetilmek hem yönetmek isterdi. Hem tâbi olmak

hem itaat edilmek. Bunlar, onun yakınındakilerin çözemediği denklemlerdi.

Adından hiç memnun değildi. Atıfet yapmak istedi, başına A. Koyarak Ayşe eklemek istedi.

Soyadında da değişiklikler oldu. Çeşitli yayınlarda adının önünde Muhteremoğlu, Çırakman, Ilgaz görebilirsiniz.

En sevdiği soyadı Ilgaz’dı. Nedenini “kısa” oluşuyla açıklardı ama ben inanmazdım. Soyadını sevişinin elbette

babamla ilgisi vardı.

Bana bu hayatta düşen görev her şeyden önce onların yoldaşı olmaktı. Her ikisinin de yolculukları da zordu.

Babamın yolculuğu istikrarlı, anneminki zigzaglıydı. Birbirlerine karşı birbirleriyle uyumlu süreçleri de oldu.

Şimdiye kadar anlattığım bütün bu parametrelere uyum göstermem beklendi benden. Çalkantılar içinde uyumlu

olmam. Ama ikisi de ayrı ayrı bunu bekliyordu, bu da imkansızdı.

Ölüm büyük bir sessizlik. Nihayet benim de konuşabildiğim bir süreç. Annem ölümünden epeyce önce, 99 senesinde bir rüya görmüştü. İşyerime telefon etti. Benim tabirlerime çok inanırdı. Beni Sümbül Efendiye götürdüler dedi, sonra da Surların dibine… Rüya değildi gerçekti, diye ısrar ediyordu. Onu zar zor sakinleştirdim. Günlerce etkisinden
kurtulamadı.

Cenazesi Sümbül Efendi’den kalktı. Yedikule mezarlığına gömüldü.

* 30.01.2021 tarihli Bartın Gazetesi’nde yayınlanmıştır.

 

 

 

 12 total views,  1 views today

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir