YERLİLİK YERLEŞİKLİLİK

YERLİLİK YERLEŞİKLİLİK

Matkap sesleri, tak taklar bitmiyor. İster büyük şehirde olun ister küçük, ister sahil
kasabasında yaşayın isterseniz megapolde, değişmiyor. Bir türlü yerleşememiş toplumun tadilat tamirat sesleri
bitmiyor.

Artık “değiştirmek” makbul. Daha iyisi, daha yenisini almak. Alamıyorsan da yapmak. Eşyalar değişiyor, evlerin
planları değişiyor bir türlü yerleşilmiyor. Bir türlü yer-li-leşilmiyor da… Bir kentin, bir semtin yerlisi
olmaktan yerlileşmekten bahsediyorum. Sosyal durumlar (statü, medeni hal vs.) sık sık değiştiği için yer değişiklikleri
çok sık oluyor. Toplum erozyon halinde. Ekonomik tabakalarda da bir kayma hali var. Zenginler daha zengin
fakirler daha fakir oluyor. Haliyle bu durum topluma yansıyor. Tak tak güm güm vırrrrr gaaarrrr guuuurrrr! Bu
sesler tebdili mekanda ferahlık vardır diyenlerin sesleri değil.

Bir türlü yerleşemiyoruz dolayısıyla yerlileşemiyoruz. Oysa ben ne severim bir yerin yerlisi olmayı, ne isterim!
Semt pazarındaki pazarcıyla tanış olmayı, sahilde gezintiye çıktığımda gördüğüm zarif hanımlar ve beylerle okuduğum okuldan, çocukluktan otuz kırk yıldır birbirimizi biliyor olmayı ne isterim! Sokakları ezbere bilmeyi, kaybolmadan gezmeyi, üzerime para almadığımda da her işimi, alışverişimi göre göre gezip evime dönebilmeyi…
Bizim aile kaç kuşaktır göçmen. Kırım’da doğan dedemin annesi Esma Nine’nin mezarı Bulgaristan’da,
Bulgaristan’da doğan dedemin mezarı İstanbul’da.

İstanbul’da doğan oğlum Saraybosna’da yaşıyor. Bense Akçakoca’ya yerleştim. Bilmem anlatabiliyor muyum?
Garr gurr tak tuk, bitmeyen bir inşaatta yaşıyor olmamızın, komşularımızın hiç yerlerinde durmuyor oluşunun nedeni
ne olabilir?

Daha, biraz “daha” hırsı ve doymazlığı olabilir mi? “Kat çıkalım, balkonu içeri alalım, evi biraz daha büyütelim”.
Bütün bunlar neden nereden ileri geliyor olabilir? Türkler hiç yerinde durmazmış, Batı’ya hep daha Batı’ya
giderlermiş. Taşınmaların, sık yer değiştirmelerin sebebi bu olabilirse de benimki değil. Ben şimdi daha Doğu’dayım.
Taşradayım. Anadolu’dayım. Tersine göç etmiş bulunmaktayım.

Belki de Türkler’de “tersine göç” başlamıştır bile! Pandemi ile birlikte çok şey değişti, daha da değişecek.
Toplum hırslarından arınacak. Toprağa yönelecek. İstanbul’a, büyükşehirlere göçle gelenler belki de geldikleri
yere tersine göç etmek zorunda kalabilecekler.

Duygu durumu bozukluğu da bir başka yer değişikliği sebebiymiş. Karantina günlerinde boşanmalarla taşınmalar
artmış.

Velhasıl kelam yerleşim yerlerimizden inşaat, tadilat, tamirat sesleri hiç durmaksızın yükseliyor. Bu kakafoni, birçok nedenden ötürü bizim yerleşik düzene hala geçememiş oluşumuzun kanıtı oluyor.

* 20 Ocak 2021 tarihli Bartın Gazetesi’nde yayınlanmıştır.

 32 total views,  1 views today

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir