SEVGİ MİRASIM BARTIN

Babamın bana bıraktığı çok güzel şeylerden biri de Bartın’dır. Soyadım, yediden yetmişe sevgi dolu bir kitle, en içinden çıkılmaz durumlarda bile bana uzanıveren görünmez eller… Say say bitmez. Zorluklarına değecek bir şeydir Rıfat Ilgaz’ın kızı olmak.

 

Babamın dostluğuna, gölgesine, dağ gibi varlığının eteklerine sığınmış, onu ve o günleri özleyen birileri var. Onların bana bakarkenki gözlerini siz göremez, o manayı benim gibi yakalayamazsınız. Babamı görür gibi oluyorlar, bana dokunmak, yaklaşmak dertleşmek babamdan söz etmek istiyorlar. Gözleri yürekleri buhur buhur. Babamı sevenler ve özleyenlerle birlikteyken nasıl bir duygu karması yaşadığımı asla bilemezsiniz. Bana sarılırlarsa babama sarıldıklarını hissedeceklerini biliyorum ve onlara sarılıyorum. Geçmişe ışınlanıyoruz o lahzada. Babamı gördükleri son ana, babamı en son gördüğüm ana.

 

Bartın, babaannemin kucağı, kayıp akrabalarımın beldesi. Kim bilir hangi kapının arkasında, hangi taşın altında, hangi mezarın içinde saklıdır soyağacım, yakınlarım, aile hafızam. Nasıl bir fırtına esmiş ki darmadağın olmuş hepsi? Ülkemin, milletimin, göç hikâyesi bitmeyen ailemin üzerinden esen fırtına bir türlü dinmiyor.

 

O fırtına esecek ve dağılacak aileler. Belli ki durulmayacak sert esen yıkıcı rüzgârlar. Finlandiya değil ki burası, milletimin  kaderi coğrafyası. Olsun bulacağız birbirimizi, kuytu olacağız birbirimize. Bir zamanlar babamda buldukları bilgelik dolu limanı Esen Abimin Bartın Gazetesi’nde bulacaklar belki. Esen Abi esmeyecek bizim için, durgun dingin bir kuytu olacak binbir cefadan geçmiş yorgun yüreklerimize.

 

Babam herkese bir şeyler vermek isterdi. Onu seven sayanlara bir anı bırakmak için üstünü yoklar ne bulursa çıkartır verirdi. Bakın ben babamın son dakika golüyüm! Sevgi mirasıyım sizlere bıraktığı. O gittikten sonra kızının elini tutun, huyuyla suyuyla kendisine çok benzeyen annesinin adını verdiği kızının. Onunla yâd edin, onunla paylaşın, o sizi dinlesin siz onu dinleyin istedi. Babam oturduğu yerden bile çok zor işleri halleder, bir dostunu arayarak ya da kendisi fikir yürüterek yol açardı darda olana. Bu nitelik bende de vardır, babamın kızı olduğum için. Bu yüzden bana bir dernek kurdurmuşlardı. Neredeyse zorla. Sinema ve Televizyon Mezunları Derneği. SitemDER. “Sitem” etmekle kalmıyor, ne işler hallediyorduk. Babamın Esen Abi gibi oğulları var. Onu gıyabında da olsa iyi tanıyan, seven kızları var. Kurarız bir dernek, kenetleniriz daha da çok birbirimize.

 

Bartın’dan dönüş yolunda bu düşünceler vardı zihnimde. Geride bıraktığım sanki ezelde tanımışım hissi taşıdığım insanlardan kopmak, evime dönmek zor geliyordu. Evim Bartın’daydı da sanki başka yere gidiyordum. Esen Abimi bir daha ne zaman görebilecektim? Bartın çayının kenarında bir daha ne zaman çay içebilecektim?

 

Bu boşluk hissini sevmiyordum. Ard arda kaybettiğim aile büyüklerim ve eşimin, yurt dışında okumayı ve yaşamayı seçen çocuklarımın bıraktığı boşluk duygusu beni yeterince yormuştu.

 

28 Ekim 2019’da Bartın Belediyesi Cep Sineması’nın sahnesindeyken karşımda kültürel bir etkinlik için gelmiş insanlardan ziyade, beni ziyarete gelmiş yakınlarım vardı. Hasret dindirmekti amacımız, ortak bir sevdiğimizi yâd ederek.

 

Öyle de oldu.

  • 20 Kasım 2019 tarihli Bartın Gazetesi’nde yayınlanmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir