UZAY ÇAĞI

Televizyon izliyorum da bence bizim uzay çağına girmeye hiç niyetimiz yok! Uzay çağı barış çağıdır. Bu kadar kavga ediyorken teknolojikleşmemizin artması ile olacak bir şey değil bu.

 

Televizyondan uzay çağına oradan barışa nasıl bağladın yav derseniz…

 

Biz insanlık olarak kaç bin yıldır tekamül etmeye uğraşıyoruz, ne güzel kutsal kutsal kitaplarımız var, birçok çilekeş önderlerimiz var! Öyleyse neden hala kâmil yani olgunlaşmış değiliz?

 

Futurist abiler ablalar televizyondan  bana geleceği anlatıyorlar. Bir de ben onlara anlatayım.

 

Gelecekte hepimizin hem  haklı hem haksız olduğunu görmüş olacağız. Böylece kimsenin doğrusunun en doğru olmadığına kanaat ederek hepimiz birbirimize doğru bir kaç adım atacağız ve merkezde buluşacağız.

 

Bence çok uzak olmayan bir gelecekte hoşgörülü, ilerici ama evrensel etik değerlere sıkı sıkıya bağlı disiplinli bir toplum ortaya çıkacak.

 

Bosna savaşındanki Sırp askerleri gibi ruh hastası faşist askerleri, başka  askerler yeryüzünden temizleyecekler.

 

Büyük ama çok büyük parlamentolara sahip olacağız, seçim masrafı (yatırımı) yapmamış vekillerin oluşturduğu… Bu vekilleri olgun bir kurul seçip onlara teklif götürecek. Teklifi alan kişiler, bu bilgelerin, ombudsmanların teklifini kabul ederlerse vekil olacaklar. Cezalandırma, haddini bildirme metodları katı ve kat’î olacak böylece katliamlar olmadan kitleler yönetilecek ve yönlendirilecek.

 

Bütün insanlığın disiplinli ve düzenli bir hayatı olacak. Batan gemiden yüzerek kurtulabilirsin ama uzay yolculuğu yapman için zengin olman yetmez, asker gibi olmalısın.

 

Ortak evrensel değerleri olan, yerel niteliklerini kaybetmemiş bu geniş insanlık ailesi teknolojiyi elbette kullanacak. Ama bir bağ ya da dağ evinde ocağın başında oturup sohbet etmeyi de unutmayacak. Şimdikinden çok çok daha organik bir yaşamımız olacak. Neredeyse Tarım Çağındaki kadar desem? Her ideolojinin olduğu kadar, her çağın olumlu yanlarından yepyeni bir izm yaratmaya muktedirdir insanoğlu. Eğer aklını başına toplarsa Globalizm denge ve adalet demek olacak.

 

Denizlerimiz güvenli ve temiz olacak. İç temizliği, ruh temizliği, sokakların temizliği genel bir arınmanın aynası olacak.

 

İnsan bu arınmayı ve evrilmeyi ya yapacak ya yapacak!

 

Diğer ihtimal yok çünkü. Yokluk çünkü.

 

İnsan tek hücreden bölündü bölündü. Demek ki ilk dişi vardı.

 

Sudan geldi, toprağa bağlandı, dağa kaçtı, dinleri buldu. Demek ki din tin ile bulundu, düşünerek.

 

Öyleyse insan daha da evrilecek. Spiritüel evrimini tamamlamamış adamın ne işi var uzayda? İnsan öğün çalış güven! Buraya kadar geldin, ötesine de geçersin.

 

Sen ne ihtilaller yaptın, ne isyanlar ettin, sonra ne güzel uzlaştın! Evrensel beyannamelerin altına ne güzel imzalar attın.

 

İnsan, biliyorum televizyon, sinema çok eğlenceli. Ama şöminenin başına dönmelisin, hikayeler anlatmalı hikayeler dinlemelisin.

 

“Affedilmez suçlar nelerdir” diye sorsak, insanoğlu ortak bir metinde birleşir.

 

Şimdi eliminasyona kim karar veriyor? Silah tüccarları ve onların efendileri. Gelecekte elek; soy, din, ırka göre değil suç profiline göre ele alınacak. Ne kadar iyi yürekli, çalışkan, topluma faydalı bir insansan hayatta (eleğin üstünde) kalma şansın o kadar artacak.

 

Barışmamış bir insanlık uzaya da, uzay çağına da adım atamaz.  

  • 19 Aralık 2019 tarihli Bartın Gazetesi’nde yayınlanmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir